:: Ana Sayfa    :: Basın Açıklamaları   :: Ulusa Sesleniş Konuşmaları     :: Konuşma Metinleri     :: Bilgi Notları
 :: Tekzip Metinleri     :: Güncel  Fotoğraflar   :: Akreditasyon Formları   :: Linkler     :: İletişim
BBM TEST YAYINI
   
  Basın Merkezi Faksları
0.312.424 16 99
0.312.424 17 98
0.312.419 16 18

   

 
 
   
  CUMHURBAŞKANLIĞI
  TBMM
  BAŞBAKANLIK
  BYEGM
  ANADOLU AJANSI
  TRT
   
Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın mal beyanı

  12 Eylül 2007 tarihi itibariyle Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın mal beyanı aşağıda sunulmuştur.

A- TAŞINMAZ MAL BİLGİLERİ
1-Arnavutköy-Bolluca Köyü 376 metrekare arsa (40 bin YTL)

2-Güneysu-Dumankaya Köyü 2.000 metrekare arsa (10 bin YTL)

B- BANKA VE MENKUL DEĞERLER
Banka hesaplarında 1. 803.854 YTL ile 9.890 Euro (Şirket hisselerinin satış geliri, emekli ikramiyesi, emekli maaşı ve milletvekili maaşlarının toplamı.)

C- ALACAKLAR
312.500 YTL

D- EŞİNE AİT TAŞINIR MAL BİLGİLERİ
2006 model Wolkswagen Passat araba.

   
   
AKREDİTASYON FORMLARI

 

BAŞBAKANLIK MUHABİRLERİ AKREDİTASYON FORMU

BAŞBAKANLIK BASIN MÜŞAVİRLİĞİ YURT DIŞI AKREDİTASYON FORMU

   
   

:: "MİLLET ADINA HAKKI ARAMANIN GAYRETİ İÇİNDEYİZ "

 

Erdoğan, AK Parti TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin müteahhitlik sektörünün, dünyada ABD ve Çin'den sonra 3. sıraya çıktığını bildirerek, ''Eğer iyi ilişkiler olmamış olsaydı bu zemini yakalayamazdık. İşte onun için 36 milyar dolar olan ihracatımız 124 milyar dolara ulaşmıştır. Eğer bu ilişkiler olmamış olsaydı bizler bunu yakalayamazdık'' diye konuştu. Türkiye'nin büyük uğraşlarla, büyük fedakarlıklarla büyük hedeflere, demokratik istikrar içinde güvenle bu zemini yakaladığını anlatan Erdoğan, şunları söyledi: ''Şimdi buradan feragat etmemiz mümkün değildir. Bu noktadan geriye gidiş olmayacaktır. Vicdan sahibi hiç kimse, bu ülkenin karanlık koridorlara dönmesine göz yummayacak, izin vermeyecektir. İçinden geçtiğimiz süreçte siyasi aktörlerin temel görevi, demokratik siyaseti savunmak ve siyasetin imkanlarını genişletmek, büyütmektir. Siyaseti ve siyasetçiyi değersiz kılma gayreti içinde olanlar, şunu bilmelidirler ki siyaseti gerçek manada savunanlar, bunlar karşısında suskun kalmayacaktır. Siyaseti erdemli bir faaliyet, saygın bir hizmet vesilesi olarak hep birlikte muhafaza etmeliyiz. Bundan asla taviz veremeyiz. Zira mutlaka konuşarak, her türlü şiddeti dışlayarak, medeni bir üslupla meselelerimizin çözümü noktasında siyaset dışında bir yolu bizler kabul etmedik, bundan sonra da kabul etmeyeceğiz. Daha iyi, daha adil, daha özgürlükçü bir toplum idealinin gerçekleştirilmesinin meşru zemini siyasettir, demokrasidir. Siyaset kurumunun itibarının korunması, bir ülke için hayati önemdedir. İşte, AK Parti Türkiye'ye bunu kazandırmıştır. Türkiye'de her fırsatta kurumların yıpratılmaması gerektiğini ifade edenler, siyaset kurumana yönelik yıpratmalara sessiz kalmamalıdır. Eğer demokrasi gibi bir derdimiz varsa, demokrasinin bütün kurum ve kurullarıyla yaşatılmasını istiyorsak, siyaset kurumuna da en az diğer kurumsal yapılar kadar hassasiyet göstermemiz gerektiğinin farkına varmalıyız.''

SİYASETİN KURUMSALLAŞMASI

Başbakan Erdoğan, 50-60 yıl kesintisiz siyasi hayatına devam eden partilerin bulunmadığı bir ülkede siyasetin nasıl kurumsallaşabileceği sorusunu yönelterek, ''Kendi siyasi tarihimize bir bakalım; siyaset kurumsallaşmadan demokrasi nasıl kurumsallaşacak? Buna bir dikkat edelim'' diye konuştu. Bu konuda özeleştiri yapılmasını da isteyen Erdoğan, şöyle devam etti: ''Ama bu özeleştiriyi sadece siyasetin içinde olanlar değil, siyasetin dışında olanlar da yapmalıdır. Çünkü, onlar da siyasetin endirekt bir uzvudur, endirekt bir mensubudur. Sadece seçilenler değil, seçenler de siyasetin bir aktörüdür. Bunu böyle bilmeliyiz. Siyaset, bu noktada bir bütündür. Onu birbirinden ayıramayız. Demokrasinin üst seviyede kurumsallaştığı ülkelere baktığımızda, asırlık siyasi partilerle karşılaşırız. Gelenekler üzerine oturan, kalıcı ve kuşatıcı teamüller inşa etmiş partilerdir bunlar. Siyasete dışarıdan müdahalelerin normalleştiği bir siyasi iklimdeyse bu türden gelenekler, teamüller oluşturmak zordur. İşte Türkiye bunun bedelini ödemiştir yıllardır, on yıllardır. Demokratik siyasetin asli unsurları, siyasi partilerdir. Bu, Anayasamızda yer alıyor. Bu güzel bir şey ama Anayasamızın sayfaları arasında kalmamalıdır. Özellikle demokrasiyi kökleştirmenin bir yolu da siyasi parti geleneklerini kökleştirmektir. Bunu da başarmaya mecburuz.''

UZLAŞMA VE YARIŞMA

Birilerinin siyaseti tümüyle çatışma üzerinden yürütme arzusunda olabileceğini ifade eden Erdoğan, oysa siyasetin özünün çatışma olmadığını belirtti. Demokratik siyasetin özünün, medeni anlamda yarışma ve uzlaşma olduğuna işaret eden Erdoğan, ''Ama uzlaşma hiç bir zaman yüzde 100 değildir. Nedir? Kısmi azamisinin üzerinde mutabık kaldığı bir konudur. Bunu başarmak durumundayız'' dedi. Bu noktada pozitif bir rekabet içinde bulunulmasının kendileri için asıl hedef olması gerektiğini kaydeden Erdoğan, ''Biz, siyaseti daha iyi, daha demokratik, daha özgür, daha müreffeh bir toplum arayışının tek mümkün yolu olarak görüyoruz. Bu yolun tahrip edilmesine var gücümüzle karşı çıkıyoruz'' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, geçmişte siyasetin yıpranmasına seyirci kalan siyasi aktörlerin, nasıl kendi sonlarını hazırladıklarının, millet tarafından nasıl tasfiye edildiklerinin hep birlikte görüldüğünü söyledi. Erdoğan, ''Bugün siyasetin yıpratılmasına sessiz kalan hatta bu yıpratma ameliyesine destek veren siyasetçileri de hiç şüphesiz, açık söylüyorum; aynı akıbet beklemektedir ve bundan kaçmak mümkün değil'' dedi. '

'AVUKAT-SAVCI''

Erdoğan, konuşmasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP sözcülerini de eleştirdi. Erdoğan, şunları söyledi: ''Arzu etmem ama söylemek durumundayım. İşte şurada, anamuhalefet partisinin lider ve sözcülerinin son günlerdeki gayretkeşliğini, tarih kaydetmiştir. Millet bunları da kayda almıştır. Hukuki süreç henüz işlerken, demokratik siyasi sürece darbe vurma iddiasıyla soruşturulan illegal yapılanmaların avukatlığına soyunmak, ancak demokratik hukuk devleti anlayışına inancı zayıf olan bir siyasi anlayışın kalkışabileceği bir iştir. Bu tür siyasetçilerin ve böyle bir siyaset tarzının, siyasete verdiği zararı, demokrasiye verdiği zararı, hukuka verdiği zararı herhalde başka kimse veremez. İktidarı yıpratmak uğruna bindiği dalı kesen, içinde bulunduğu gemiyi batırmaya çalışan siyasetçi tipi, soruyorum size; bu millete ne verebilir? Bunların bu millete verebileceği bir şey var mı? Demokrasi, hukuk, anayasal düzen hepimiz için olmazsa olmaz varlık zeminidir. İşte bu noktada bizler, milletimizle birlikte aynı çizgideyiz. Hiçbir sıkıntımız yok. İzliyor ve değerlendirmesini de buna göre yapıyor, çünkü kim kimlerin avukatlığına soyunmuş veya kimler kimlerin avukatlığına soyunmuş... Bu çok önemli. Biz kendimize hiç bir vasıf tayin etmemişken, bize de savcılık görevini sağolsun yine onlar veriyorlar. Bu da güzel bir şey. Niye? Savcı millet adına vardır. İddia makamı millet adına oradadır ve biz de millet adına hakkı aramanın, hakkı savunmanın gayreti içerisindeyiz. Eğer bu anlamda savcılıksa, evet savcıyım.''