AK Parti grup toplantısında konuşan Erdoğan, ekonomide açıklanan son rakamlara değindi. Ekonomideki resmi rakamlara rağmen yalan yanlış rakamlar verildiğine dikkati çeken Erdoğan, ''Türkiye büyüyor, Türkiye gelişiyor, Kim ne derse desin. Türkiye 81 iliyle, her bir ilçesiyle, her bir köyüyle geleceğe doğru emin adımlarla, kararlı adımlarla yürüyor'' dedi. Erdoğan, ekonomide şüphesiz eksiklerinin bulunduğunu ifade ederek, ''Kolay değil. Sene 1923, sene 2008. Bu yıllar içinde 5.5 yılın yönetiminde biz vardık. Şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum. Biz hiçbir zaman, 'Bütün sorunları çözdük, Türkiye'nin bütün kronik meselelerini halledik' iddiasında olmadık. Türkiye siyasetine geçmişte hakim olan o toz pembe tabloları çizme gayretinde hiç olmadık. Son derece şeffaf, son derece samimi bir şekilde hedeflerimizi ortaya koyduk'' diye konuştu.
''EKONOMİNİN ORTAYA KOYDUĞU PERFORMANS...''
Bugüne kadar bütün sözlerinin arkasında durduklarını, bundan sonra da duracaklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle dedi: ''Türkiye'nin, Türk ekonomisinin şu son 5.5 yılda ortaya koyduğu performans, son derece dikkat çekicidir. Geçen hafta başında 2008 yılına ait büyüme oranları açıklandı. 2008 yılının ilk çeyrek döneminde Türkiye ekonomisinde yüzde 6.6 oranında büyüme kaydedildi. Bu büyüme oranıyla bize ait olan, bu hükümete ait olan bir rekoru yenilemiş olduk. Tam 25 çeyrek üst üste büyüme başarısını gösterdik. Bizden önceki 10 yıllık dönemde ortalama büyüme hızı yüzde 3. Son 5 yıldaki büyüme hızı ise bunun 2 katından fazla. Yüzde 6,7... Türkiye'nin GSYİH'nı, 230 milyar dolardan devraldık. 5 yılda bunun üzerine 429 milyar dolar ilave ederek, hamd olsun bu da 659 milyar dolara yükseldi. Şimdi 2008 yılı sonunda bu rakamın da üzerine çıkacağız. Kişi başına GSYİH miktarında da 10 bin doları aşmış olacağız. Bunlar AK Parti iktidarının ortaya koyduğu kararlılığın bir sonucudur, samimiyetin bir sonucudur, gayretin bir sonucudur. İstişareye, müzakereye dayalı, dünyaya açık, bütün bilgileri toplamak suretiyle attığımız adımların sunucudur. Bu sevindirici gelişmeler, halkımızla, milletimizle iç içe olmanın, aynı yöne bakmanın, aynı hedeflere kilitlenmenin bir sonucudur. Bütün bu gelişmeler, Türkiye'nin çok uzun yıllar boyunca ihtiyaç duyduğu istikrarın bir sonucudur.'' Başbakan Erdoğan, bu olumlu gelişmelerin sadece bir başlangıç olduğunu da belirterek, ''Türkiye bu seviyelerden çok daha iyisini, çok daha ilerisini görecektir. Bundan hiç endişeniz olmasın. Bunun için çalışıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz. Bunun için gayret ediyoruz. Türkiye o eski günleri görmesin, Türkiye o eski istikrarsızlık, güvensizlik atmosferine dönmesin. Türkiye yeniden yoksullaşmasın'' diye konuştu.
''3Y BİZİM DÖNEMİMİZDE DARBEYİ YEMİŞTİR''
İktidara gelirken yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla (3Y) mücadele edeceklerini söylediklerini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bu 3Y bizim dönemimizde en büyük darbeyi yemiştir ve en zayıf noktasındadır. Ekonomide tarihimizin en iyi seviyelerini yakaladık. Ancak çok daha iyi seviyelere ulaşmamız gerekiyor. Bugünkünden çok daha ileri noktalara varmamız gerekiyor. İşsizlikte, faizlerde, enflasyonda, üretimde, yatırımda, ihracatta, bugün olduğumuz seviyelerden daha ileri seviyelerde olmamız gerekiyor. Biz gereksiz tartışmaların içine girmiyoruz, sanal gerilimlerle vaktimizi heba etmiyoruz. Biz olumsuzluk, moralsizlik üreten, karamsarlık üreten siyaset tarzına asla asla prim vermiyoruz. Türkiye'yi, dünyayı adım adım dolaşıyoruz. Türkiye'yi büyütmek için de gece gündüz demeden çalışıyoruz.''
''İHRACAT 5.5 YILDA 3 KAT ARTTI''
Başbakan Erdoğan, 2002 yılında Türkiye'nin toplam ihracatının 36 milyar dolar olduğunu, geçen hafta açıklanan 2008 yılı Haziran ayına ait rakamlara göre, geriye dönük 12 aylık ihracatın 123 milyar 762 milyon dolara ulaştığını bildirdi. İhracatın, 5.5 yılda 3 kattan fazla arttığını belirten Erdoğan, şunları söyledi: ''İşte Türkiye bu. Ama bunu görmek istemeyenler var. Türkiye'nin performansı budur arkadaşlar. Türkiye'nin potansiyeli, şu an yeni yeni görülmeye başladı. İnşallah daha iyi günler var önümüzde. Biz istiyoruz ki Ana muhalefet bunu konuşsun, biz istiyoruz ki Ankara bunu konuşsun. Muhalefet bunu konuşsun. Biz istiyoruz ki 124 milyar dolar dolar az desinler. 200 milyar dolar, 250 milyar dolar olmalı. Bunu desinler. Bize de heyecan versinler. Ama bunlar diyorlar ki 'Yok burada bir sıkıntı var. Herhalde bu rakam doğru değil' Böyle bir gayretin içinde milletin karşısına çıkıyorlar. 'Efendim 124 milyar dolarmış'. Ya 'Niye mış mış? Bu ülkenin yetkili resmi kurumları var. Buralardan öğrenirsin, sorarsın. Bu milletin heyecanını gölgeleme. Bu milletin heyecanına heyecan kat. Gayret et. Hep söylüyoruz, senin de olsun. Ama yok. İstiyoruz ki enflasyonda, işsizlik oranlarında, yatırımda üretimde daha ileri seviyeleri, noktaları hedeflesinler, bunları konuşsunlar. Bu noktalarda eleştiri getirsinler, hatta bize yol göstersinler. Bunu istiyoruz. Ama Allah aşkına bakın ya bir gün bir yol gösterici ifadeleri olmuş mu? 'Şunu yaparsanız Türkiye yüzde 22, 23 faiz değil de yüzde 15'lere düşer' dediğini hiç duydunuz mu? Duyamazsınız, böyle bir hazırlıkları yok ki...''
''ENGELLEMEK ÜZERİNE, YAVAŞLATMAK ÜZERİNE...''
Muhalefetin milletin meseleleriyle ilgili, güncel sorunlarıyla ilgili bir programının, projesinin olmadığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Engellemek üzerine, yavaşlatmak üzerine, gerilim üzerine, durdurmak üzerine bir siyaset tarzı tutturmuş gidiyorlar. Takdir beklemiyoruz, teşekkür beklemiyoruz, katkıdan da vazgeçtik. Milletimiz zaten günü vakti saati geldiğinde takdirini de teşekkürünü de sandıkta ifade ediyor. Yine edecektir. Niye telaş ediyorsun. Ancak diyoruz ki bari engel çıkarma. Bari milletin sevincini gölgelemeyin. Milletin moralini bozmayın. Ekonomi söz konusu olduğunda birtakım mesnetsiz iddialarla ortaya çıkıyorsunuz. Hele hele şu devletin kamu net borç stoku noktasında açıkladıkları rakamlar, öyle komik, öyle komik ki inanın ben kendilerinin buna inandığına ihtimal vermek istemiyorum. Biraz insaflıyım. Onlar kadar değilim. Neler söylüyorlar. Defalarca izah ettim. Devletin resmi rakamlarıyla konuyu defalarca ortaya koydum. Bu rakamlar ulaşılamaz rakamlar değil. Açın TÜİK'in, Hazine, Maliye, Dış Ticaret Müsteşarlığının web sayfalarını. Resmi rakamlar orada var. Türkiye'nin kamu net borç stoku 2005 yılından itibaren tarihinde ilk kez gerilemeye başlamıştır. 2004 yılındaki 274 milyar YTL'lik kamu net borç stoku, 2005 yılında 270 milyar YTL'ye geriledi. 2006'da 258 milyar YTL, 2007 yılında da 248 milyar YTL oldu. Geçen hafta içinde ilk 3 aylık rakamlar açıklandı. 2008 yılının ilk çeyreğinde de gerileme devam etti. Net borç stokumuz 247 milyar YTL'ye geriledi. 'Borç stokunun Gayrisafi Yurt İçi Hasılaya oranına bakacaksınız' diye bilimsel olarak ifade ettim. 2002'de bu oran yüzde 42,9'du. Şimdi ise yüzde 29'a kadar geriledi. Diyoruz diyoruz, anlamak istemiyorlar. 'Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.' Ne yapalım. Anlamıyorlar. Bunlar Türkiye'nin gerçek, resmi rakamları.''
AÇILAN VE KAPANAN İŞYERİ SAYILARI
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2007 yılı Ocak-Mayıs döneminde açılan ve kapanan iş yeri sayılarıyla ilgili bilgi de verdi. Bu konuda bazı kurum ve sivil toplum örgütlerinin saptırmalar yaptığını ifade eden Erdoğan, ''2007 yılı Ocak-Mayıs döneminde açılan şirket sayısı 25 bin 381. 2008 yılının aynı döneminde aşağı yukarı aynı miktarda şirket açılmış, 24 bin 723. Kapanan şirket sayısı 4 bin 698. Bu yılın ilk 5 ayında 4 bin 450'ye gerilemiş. 2007'nin ilk 5 ayında satılan otomobil sayısı 109 bin adet. Bu yılın ilk 5 ayında satılan otomobil sayısı 136 bin adet'' dedi. ''Estirilmeye çalışılan olumsuzluk havasına, karamsarlık havasına rağmen Türkiye inancını kaybetmemiş, güvenini kaybetmemiş, umudunu kaybetmemiş. Çünkü biz işimize bakıyoruz'' diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: ''TOKİ konut yetiştiremiyor. Yine biz konut satmaya devam ediyoruz. Geçenlerde yeni bir ihale ettik. Müracaat edenlerin rakamı, çok çok fazla. 1'e 7, 1'e 8. Bu bir şeyleri gösteriyor. Ama biz heyecan ve kararlılıklar yolumuza devam edeceğiz. Türkiye'nin emeğini büyütmeye, ekmeğini büyütmeye devam edeceğiz. Türkiye'nin en kısa zamanda yaşamakta olduğu bu sıkıntıları da aşacağına, daha mutlu, daha müreffeh yarınlara yolculuğumuzun her geçen gün hız kazanarak devam edeceğine gönülden inanıyorum. Türkiye için yarınlar bugünlerden çok daha aydınlık olacaktır. Buna her insanımız inanmalıdır. Biz buna inanıyoruz. İl il dolaşarak açılış törenlerini yapmaya devam ediyoruz. Bizim bu yarışımıza yetişemeyenler ise Türkiye'nin neresinde ne var, haberleri yok. Bu kadar açılışlar var, haberleri yok. Eğitimden, sağlıktan, ulaşımdan, adalet saraylarından, enerjiden, barajlardan haberleri yok. 'Döneminizde ne yapıldı?' diyenler, açılan, temeli atılan barajlardan haberi yok. Çünkü bütün siyasetlerini ne yazık ki yalan üzerine inşa etme gayreti içindeler. 'İftira at, tutmazsa da iz bırakır' mantığı. Ama benim milletim biliyor ki güneş balçıkla sıvanmaz. Ben halkıma şunu söylüyorum: Biz size güveniyoruz, biz size inanıyoruz, sizler de seçtiğiniz bu kadroya güvenmeye devam edin. Bizler milletimizin, halkımızın efendisi değil, milletimizin hizmetkarı olarak bu yolda bu yolculuğa devam ediyoruz. Bu hizmetimiz ölene dek sürecek.''
|