Erdoğan, AK Parti TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, istiklalden sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük kazanımının, hiç tartışmasız demokrasi ve millet iradesinin egemenliği olduğunu söyledi. Erdoğan, Hükümetin demokrasiyi güçlendirip, özgürlük alanlarını genişleterek Türkiye'nin itibarına itibar kattığını ifade ederek, şunları söyledi: ''Güven ve istikrardan taviz verilebileceğini düşünenler, Türkiye'ye demokrasiyi çok görenlerdir. Türkiye'de 'ak' olana 'kara' demeye, berrak suları bulandırmaya azmetmiş olan CHP'nin dünyada gördüğü tepkiler çok anlamlıdır, çok manidardır. Bu millete yıllarını, 10 yıllarını kaybettiren hep aynı zihniyet olmadı mı? Daha kendi hesabını düzgün tutamayanlar, bu milletin hakkını hukukunu koruyamaz. Kendi hesabını veremeyenler, bu millet adına kimseden hesap soramaz. Meselenin esası budur. Onun için biz daha işin başında bir ilkeyi açıkça ortaya koyduk, dedik ki kamusal sorumluluk taşıyan her kişi ve kurum hesap verebilir, açık ve şeffaf olmak zorundadır. Bizim yönetim ilkemiz budur, çağdaş yönetim anlayışı da zaten bunu gerektirir. 'Her şey milletin gözü önünde cereyan edecek, kural budur' dedik ve bütün hesaplarımızı kendi sitemizde sürekli olarak açıkladık. Hala da böyledir, böyle devam etmektedir. Yalnız unutmayalım ki ancak milletin gözünden kaçıracak işleri olmayanlar şeffaf olabilirler. Bütün hesaplarını gerekirse aynen bizim gibi internetten yayınlar, kendilerini kişisel olarak da kurumsal olarak da milletin denetimine açarlar. Biz bunu yaptık, yapıyoruz. Herkese de tavsiye ederiz. Kayıtdışı yönetim, kayıtdışı siyaset olmaz. Dünyaya açık bir demokrasi, dünyaya açık bir toplum olmaktan başka yol yoktur. Kendini milletine açamayanlar, ülkelerini de dünyaya açamazlar. Bakın onlara, seslerinin ne batıda ne de doğuda yankısı vardır. Kapıları doğuya da batıya da kapalıdır. Ama kendi kendilerini bir demirperde anlayışının arkasına hapsettiklerinin farkında bile değiller.''
SOSYALİST ENTERNASYONAL
Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, başkan yardımcısı olduğu Sosyalist Enternasyonale katılamadığını savunarak, ''Peki ne oldu da CHP 30 yıldır katıldığı Sosyalist Enternasyonale bugün katılamayacak duruma geldi?'' diye sordu. Dünya üzerinde bu örgütün üyesi 185 parti bulunduğunu, bu partilerin hiç birinin CHP ile aynı durumda olmadığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: ''Hiçbiri tek parti mantığına sahip değil. Hiçbiri demokrasiye direnmiyor. Hiç biri özgürlüklerin karşısında direnmiyor. Diyor ki Baykal; Sosyalist Enternasyonale gidersek ayıplarımızı yüzümüze vururlar. Demokratik olmadığımızı söylerler. Sosyal demokrasi ile hiç alakamız kalmadığını söylerler, solculuk iddiasının boş olduğunu, bugünkü CHP'nin esasen otoriter bir yönetimden yana olduğunu söylerler. Belki de Baykal'ın ikide bir kürsüye çıkıp göğsünü döve döve halka niye yumruk salladığının hesabını sorarlar. Evet, Baykal bu yüzden gidemedi Atina'ya. Bu yüzden gidemedi ve ardından da hemen anında Ayaş'ta dut yemeye gitti. Bu da çok anlamlıdır. Şimdi soruyorum; başkan yardımcısı olduğu kurumda değil. Türkiye'yi, kendi partisini bile savunamayan Baykal, nasıl olur da en çetin müzakerelerin yapıldığı uluslararası platformlarda Türkiye'yi savunabilir? Ortada hazin bir siyasi parti öyküsü var. Evrensel anlamda sol değerleri savunmayı başaramayan, demokratik kültürü özümseyemeyen, otoriter eğilimlere güç veren, hizipçi bir parti yönetimi, kendi hesaplarını bile tutamayan, usulünce bir partiyi bile idare edemeyenlere bu ülkenin iradesi nasıl verilebilir? Soruyorum size; bu ülkenin kaynakları bunlara nasıl emanet edilebilir? İşte bu yüzden aziz milletimiz CHP'yi iktidara getirmiyor ve ben inanıyorum ki hiç bir zaman da getirmeyecektir.''
''TELEKULAK'' İDDİALARI
Başbakan Erdoğan, CHP'nin ''telekulak diye bir iddia ortaya attığını'' bildirerek, şöyle konuştu: ''Sorumsuz iddialarının altında ezildiler, bütün teknik, her şey ortaya çıkarıldı ve kendilerinin bu konudaki iddialarının nasıl boş olduğu ispatlandı. Çıkıp milleten özür dileyeceklerine, beceriksizliklerini itiraf edeceklerine, soruşturma önergesi verip güya Hükümeti, Emniyet güçlerini suçlama yoluna gittiler. Bugün görüşülecek soruşturma önergesi bile CHP'nin tutarsızlığının, sorumsuzluğunun en güzel örneğidir.''
|