Şu anda Türkiye'nin her yerinde, gurbetçilerin yaşadıkları ülkelerde, kalbi Türkiye ile birlikte atan dost ve kardeş coğrafyalarda bu heyecanın, bu coşkunun yaşandığını anlatan Erdoğan, ''Avrupa Futbol Şampiyonası'nda milli takımımızın bugüne kadar yapmış olduğu mücadele, almış olduğu sonuçlar geçen hafta da ifade ettiğim gibi her türlü takdirin üzerindedir'' diye konuştu. Türk milli futbol takımının tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası'nda yarı finale yükselmesinin büyük bir mutluluk olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi: ''Ancak bizi daha çok sevindiren, Türkiye'nin mücadele azmiyle galibiyete yönelik güçlü inancıyla kararlılığıyla isminden söz ettirmesi, gündeme oturmasıdır. Milli formayı taşıyan evlatlarımızın maçın son saniyesi tamamlanıncaya, son düdük çalıncaya kadar sürdürdükleri olağanüstü mücadele, bütün dünyaya anlamlı bir mesaj vermiştir. Biliyorsunuz, Hırvatistan ile oynanan çeyrek final maçının heyecanını Viyana'da futbolcularımız, teknik heyetimiz, Türkiye'den ve dünyanın her köşesinden gelen taraftarlarımızla birlikte hep beraber yaşadık. Bu tarihi maçı, futbol tarihinde örneğine rastlanmayan, bu büyük mücadeleyi unutmamız mümkün değildir. Hem teknik heyetimiz, hem sporcularımız, hem federasyon yetkililerimiz orada Türkiye'nin de ötesine taşan, aynı duyguda buluşan, aynı hissiyatı paylaşan çok daha büyük bir coğrafyayı temsil ettiklerinin bilincinde hareket ettiler. Türk milli takımının bu turnuva boyunca ortaya koyduğu performans, bugüne kadar herhangi bir uluslararası spor organizasyonunda görülmemiş bir inancın, bir direncin, bir bilincin eseridir. Bu performans, özelde futbol, genelde spor hakkında kafa yoran, fikir üreten, sonuçlara ulaşan zihinleri, her şeyi yeni baştan düşünmeye sevk edecek bir niteliğe, bir farklılığa sahiptir.''
ALMANYA KARŞISINDA BAŞARILAR DİLİYORUM
Erdoğan, zor şartlara, büyük eksikliklere ve dezavantajlara rağmen maçlarını büyük bir inançla kazanan milli takımın, dünya üstünde zorluklara rağmen başarmak zorunda olan bütün insanların ilham kaynağı olacağını söyledi. Başbakan Erdoğan, yarın ortaya çıkacak sonuç ne olursa olsun bugüne kadar ortaya koydukları mücadele için göğsünde ay yıldız taşıyan milli takımın her ferdine, millet adına, şahsı adına şükranlarını sunduğunu bildirdi. Almanya karşısında milli takıma başarılar dileyen Erdoğan, şöyle devam etti: ''Biliyorum ki yarın sadece 70 milyon insanımız değil, yüz milyonlarca dost ve kardeşimiz de takımımızı destekleyecek, takımımızın galibiyeti için dua edecektir. Temenni ediyorum ki yine başaracaklar, milletimizi yine sokaklara dökecekler. Bu coşkuyu sadece ülkemizin şehirlerine değil, Avrupa'nın, Asya'nın, Afrika'nın şehirlerine ve dünyanın hemen her köşesine de yayacaklar. Kalbimiz, duygularımız, dualarımız onlarladır. Ancak, bir uyarıda bulunmadan da geçemeyeceğim. Her zafer sonrasında bazı vatandaşlarımızın sözüm ona kutlama yaptığını düşünerek silaha sarılması büyük bir talihsizliktir, büyük bir yanlıştır, kabul edilemez bir durumdur. Hiç kimsenin, milletçe yaşadığımız böyle büyük bir coşkuya gölge düşürmeye, sevincimizi kursağımızda bırakmaya, bize böyle acılar yaşatmaya hakkı yoktur, olamaz. Türk milleti galibiyeti sevinçle kutlamasını da mağlubiyetten sağduyu içinde dersler çıkarmasını da iyi bilmek durumundadır. Mutluluk anını, acı ve hüzne çevirmeye kimsenin hakkı yoktur. Hiçbir sevinç, hiçbir zafer insan hayatından daha önemli değildir, olamaz. Dünyadaki hiçbir başarının bir insanı kaybetmenin acısını dindiremeyeceğini herkes bilmek, anlamak zorundadır.''
MAGANDALIK
Hiçbir sevinç ve coşkunun, şiddetin gerekçesi ve mazereti olamayacağına işaret eden Erdoğan, ''Yasalarımız bunu suç saydığı gibi, böyle bir kabalık, hatta magandalık, insanlığa da sığmaz'' dedi. Ne milletin ne de anne-baba yüreklerinin bu acıları hak ettiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bunu yapanlar kusura bakmasınlar; cehaletinizin, kabalığınızın bedelini bu millete ödetemezsiniz. Böyle milli duyguları en güzel biçimde yaşayalım, yüreklere ateş düşürmeyelim, vicdanları kanatmayalım. Bu yüzden yarın akşam yarı final maçından sonra ve inşallah Pazar günü final maçından sonra tüm vatandaşlarımın sağduyu içinde, yasalara saygı içinde, milletimizin karakterine uygun bir biçimde kutlama yapmasını özellikle rica ediyorum. Viyana'ya adım attığımız ilk andan en son ana kadar gördüklerimiz, yaşadıklarımız, Türkiye'nin ne kadar büyük bir ülke olduğunu, nasıl aydınlık bir geleceğe doğru ilerlemekte olduğunu bize bir kere daha hissettirdi. Her insanımızın gözlerinde o aydınlığı, o ışıltıyı, o inancı bir kere daha görmenin mutluluğunu doya doya yaşadık. Bir kere daha inandık ki bu ülkenin geçmişine yakışır zenginlikte bir geleceğe doğru çıktığı yolculuk, geriye asla döndürülemeyecek mukadder bir yolculuktur. Bu ülkenin insanlarının kalplerindeki ülke sevdasını, medeniyet şuurunu, gelişme iradesini göremeyenler her zaman yanlış hesap içinde olurlar. En zor zamanlarda, en ağır şartlarda şahlanıp ayağa kalkmak, hiçbir şeyden yılmamak, yorulmamak, sabırla, dirayetle hedeflerimize doğru yürümeye devam etmek bu milletin hamurunda var. Ben bu ortak ruhu, bu duygu birliğini göğsünde ay yıldız taşıyan sporcularımızda da 70 milyon vatandaşımızda da görüyorum. Geleceğe dair umutlarımı artıran da işte bu duygu birliğimizdir. İsterdim, ülkemden bazı anlayışı temsil edenlerin Avusturya sokaklarındaki o gurbetçilerimizin el ele, omuz omuza nasıl bir dayanışma içinde olduklarını...''
HİÇ BİR BAŞARI TESADÜF DEĞİLDİR
Başbakan Erdoğan, bu tür sportif başarıların, milletin duygu birliğini perçinlediğini, birlik ve beraberlik ruhunu güçlendirdiğini belirterek, ''Bu başarıdan mutlu olmamak, bu sevinci paylaşmamak mümkün müdür?'' diye konuştu. 70 milyon insanın bu mutluluğun ortağı, bu başarının pay sahibi olduğunu bildiren Erdoğan, ''Büyük millet olmanın gereği böyle güçlü bir duygu birlikteliğine sahip olmak, tek yürek olarak çarpabilmektir. İnşallah bu tür başarılar, birlik ve beraberliğimizi daha da perçinler, bizi birbirimize daha da yakınlaştırır, sevinçte ve tasada bir ve beraber olduğumuz gerçeğini hepimize daha iyi hissettirir'' dedi. ''Hiçbir başarı tesadüf değildir'' diyen Erdoğan, her başarının altında büyük bir altyapı hazırlığı, ciddi bir donanım, disiplinli bir çalışma bulunduğunu söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu: ''2002 yılında bu yana hayatın her alanında yaşamakta olduğumuz değişimin bizi çok sevindiren göstergelerinden biri, sportif alanda elde edilen başarılar ve spor altyapısı noktasında sağlanan büyük atılımdır. Hükümet olarak spora büyük bir önem veriyoruz, gençlerimizin doğru istikamette gelişmeleri, kötü alışkanlıklar edinmemesi, zararlı ortamlardan korunmaları için sportif imkanların gelişmesi hayati önemdedir. Hedefimiz, sporu yaygınlaştırmak, bir yaşama biçimi haline getirmek, her spor dalında dünyaya örnek olacak sporcular yetiştirmektir. Bu amaçla; spor teşkilatımızı yeniden yapılandırma çalışmalarımız hızla devam ediyor. Tesisleşmeye hız veriyoruz, Kayseri, Antalya ve Rize illerinde stat inşaatları devam ediyor. Konya, Bursa ve birçok ilimizde de statlar yapacağız. 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası için, Ankara ve İstanbul'da 10 biner kişilik modern kapalı spor salonları inşa edilecek. Bu tesisleşme atılımının geçen zaman zarfında örneklerini verdik, aynı hızla devam edeceğiz.''
SPORCULARA SAĞLANAN İMKANLAR
Şehirlerde kapalı spor salonları, yüzme havuzları, atletizm pistleri gibi gençliğin ihtiyacı olan spor alanlarının, ulaşılmaz olmaktan çıkacağını bildiren Erdoğan, spor alanında önemli yasal düzenlemeler yaptıklarını da hatırlattı. Başbakan Erdoğan, spor yönetiminin özerkleşmesi, sporda şiddetin önlenmesi ve sponsorluk ile ilgili düzenlemelerin yasalaştırıldığını anlatarak, spor kulüplerinin birikmiş vergi ve sigorta borçlarının uzun süreli olarak yapılandırıldığını ifade etti. Sporculara ödenen ücretlerden alınan vergilerin indirildiğini de hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Sporculara 38 yaşına kadar askerliklerini erteleme imkanı sağlandı, bu sayede kariyerleri de kesintiye uğramamış olacak. Yine ülkesine hizmet eden başarılı sporcularımıza Devlet Sporcusu unvanı verilmesi konusunu dün Bakanlar Kurulumuzda görüştük, karara bağladık. Bugün bu konu Genel kurulda görüşülecek. İnşallah, 19-21 Kasım 2008 tarihlerinde konuya önemli açılımlar kazandıracağına inandığımız 6. Spor Şurası toplanacak. Spor teşkilatlarının yeniden yapılandırılması, spor kültürü ve sporla eğitim, sporda sağlık ve sosyal güvenlik, engelliler ve spor, spor hukuku gibi konular bu Şura'da görüşülecek. Bilindiği gibi ülkemiz son dönemde bir çok uluslararası spor organizasyonunu başarı ile gerçekleştirerek büyük takdir kazanmıştır. Cumhuriyetimizin 100. yılına doğru, 2020 yılında düzenlenecek Olimpiyatlara da bu çerçevede Türkiye'de ev sahipliği yapmak istiyoruz, bunun için gerekli çalışmalar çok yönlü olarak yapılacak, bu konuda da umutluyuz. Bütün bu gayretler gençlerimizin çocuklarımızın önüne doğru örnekler koyabilmek, onları spora, sportif ruhun erdemlerine yönlendirebilmek içindir... İnşallah Türkiye'nin genel gelişimi içinde önümüzdeki dönemde sportif alanda çok daha birleştirici, bütünleştirici, hepimizi sevince boğan başka başarılar, başka zaferleri de hep birlikte yaşayacağız.''
BİLEĞİNİ BÜKEMEDİKLERİNDEN BAŞKA YOLLARLA KURTULMAYA ÇALIŞMAYIN
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde bazı siyasetçileri ''hayretle, ibretle izlediklerini'' belirterek, ''Yargı sürecinin sonuçlanmasını beklemeden, kendilerini Anayasa Mahkemesinin yerine koyup şimdiden yargısız infazlar yapıyorlar, hesap kesiyorlar, siyaseti tanzim edecek teklifler getiriyorlar'' dedi. Erdoğan, isim vermeden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, ''Başbakan bir bilen olarak kenara çekilsin'' sözüne de ''Milletin yüzde 47 oy verdiği bir partiye ve liderine bu tür gayrı meşru teklifler yapmak ne milli, manevi değerlerimize sığar, ne evrensel demokratik değerlere..." yanıtını verdi. Geçen hafta yurt içinde ve dışında önemli temaslarda bulunduğunu, önemli açılışlar gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, milli maç vesilesiyle gittiği Avusturya'da, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile ikili görüşmeler yaptığını anımsattı. Görüşmelerde Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini değerlendirdiklerini, Türkiye-Avusturya ilişkilerini ele aldıklarını kaydeden Erdoğan, katılım reform sürecindeki kararlılıklarını ifade ettiklerini söyledi. Erdoğan, Birlik üyesi olsun ya da olmasın kiminle görüşürse, AB'ye katılım sürecini, sürecin bölge ve dünya barışına, medeniyetlerin barışına katkılarını anlattıklarını ifade etti. Geçen hafta Trabzon ve Batman'da açılışlarda bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, Trabzon'da açılışını yaptığı alışveriş ve yaşam merkezinin, kendi alanında Karadeniz Bölgesinin en büyük yatırımı olma özelliğini taşıdığını ve yaklaşık 2 bin kişiye istihdam alanı açtığını söyledi.
REKABETİN İÇİNDE YER ALDIK
Uluslararası yatırımların; her ülkenin kalkınması, istihdam, üretim, ihracat için çok büyük anlam ve önem ifade ettiğini belirten Erdoğan, dünyanın her ülkesinin, küresel yatırımları kendi ülkesine çekmek için kıyasıya bir mücadele verdiğini söyledi. Erdoğan, ''Türkiye olarak biz de bu rekabetin içinde yer aldık ve çok şükür tarihi nitelikte başarılara da imza attık'' dedi. Geçen hafta İstanbul'da 18 uluslararası şirketin üst düzey yöneticileriyle, 5. Yatırım Danışma Konseyi'ni gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Önceki dört toplantıda olduğu gibi bu toplantıda da başından sonuna kadar Konseyin başkanlığını yürüttük. Toplantılar aynı kararlılık ve ciddiyetle devam etti. İnanıyorum ki ülkemiz ekonomisinin kalkınmasında gelişmesinde bu çalışmalarımızın çok farklı ve anlamlı bir yeri var. Şirketlerin yöneticilerini tek tek dinledim, eleştirilerini, önerilerini, tavsiyelerini not ettim. Önceki toplantılarda alınan kararları gözden geçirdik, mevcut durum değerlendirildi, geleceğe ilişkin önerilerini aldık. Her bir yatırımcıdan duyduğumuz şu: 'Türkiye için istikrar ve güven çok çok önemlidir, istikrar ve güven devam ettiği sürece, Türkiye küresel yatırımları çekmeye de devam edecektir. Biz de Türkiye'deki yatırımlarımızı genişleşmeye ve geliştirmeye devam edeceğiz.' Bunu onlar söylüyor. Her bir yatırımcı, Türkiye'nin küresel yatırımları çekmedeki başarısını hayranlıkla, övgüyle, takdirle dile getirdi.''
BATMAN'IN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRDİK
Hafta sona Batman'da bir dizi açılış gerçekleştirdiğini bildiren Erdoğan, 2006 yılı Kasım ayında kentteki sel felaketinde 11 kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce evin oturulamaz hale geldiğini anımsattı. Afetin hemen ardından bölgeye ulaştıklarını, acil olarak alınması gereken önlemleri aldıklarını, ilgili kurumları çalıştırmaya başlattıklarını, ihtiyaç sahiplerinin, mağdurların yaralarını sardıklarını anlatan Erdoğan, evini kaybeden vatandaşlar için TOKİ'nin afet konutları inşasına başladığını, bir buçuk sene gibi kısa bir sürede bin 237 afet konutun bitirildiğini ve Cumartesi günü bu konutları hak sahiplerine dağıttıklarını söyledi. Bunların, Türkiye'nin geçmişte şahit olmadığı manzaralar olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti: ''Şehir merkezinden konutların olduğu bölgeye kadar yolların altyapı ve üst yapısına varıncaya kadar hepsi TOKİ tarafından yapıldı. Asfaltlandı, yaya kaldırımlarına varıncaya kadar her şey yapıldı. Deprem, sel, yangın felaketi olur, geçmişte bunu en son Ankara duyardı. Bırakınız acil müdahaleyi, yıllar geçmesine rağmen o bölgelerin, illerin, mağdur vatandaşlarımızın yaralarının sarılmadığını görürdünüz. Nitekim biz iktidara geldiğimizde, bu şekilde kararı alınmış ama yapılamamış afet konutlarıyla ilgili verilmiş sözleri biz yerine getirdik. 5, 10 yıl, hatta daha fazla süre devam eden afet konutları inşaatlarını hatırlıyoruz. 'Devlet vatandaşına uzak olamaz, devlet vatandaşının mağduriyetine ilgisiz, alakasız kalamaz' dedik. Küçük ya da büyük, her felaketin ardından bütün imkanlarımızı seferber ettik. Bunu Bingöl'de, Erzurum'da görürsünüz, hepsinde bunu ispatladık. Kısa, orta, uzun vadede yapılması gerekenleri tespit ettik ve tamamını da çok şükür yaptık, bitirdik, hak sahiplerine teslim ettik. Burada da okullarıyla, sosyal donatı alanlarıyla alışveriş merkezleriyle hepsi birlikte gerçekleştirildi.'' Batman'da sadece afet konutlarını değil, Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlığı ile bazı belediyelerin gerçekleştirdiği tesisleri açılışını yaptığını belirten Erdoğan, Organize Sanayi Bölgesi'nde 17 fabrikanın açılışını yaptıklarını, 20 fabrikanın da temelini attıklarını kaydetti.
TARİHİ ESERLERİN HİÇBİRİ KAYBEDİLMEYECEK
Erdoğan, 5.DW5 yıl önce Batman'a gittiğinde, önceki hükümetler tarafından yapılmış, yaptırılmış hangi eserlerin olduğunu sorarak, ''Batman il yapılmış, bir de plaka numarası verilmiş ve bunun dışında hiçbir yatırım yapılmamış. Beş buçuk yılda Batman'ın çehresini değiştirdik, manzarasını değiştirdik, bölgede umut vadeden, gelecek vadeden yeni bir ili adeta sıfırdan inşa ediyoruz, etmeye devam ediyoruz'' dedi. 2012 itibariyle GAP'ın da tamamlanmasıyla Batman'ın, bölgenin diğer illeri gibi yıldızı parlayan, üreten, katma değer sağlayan, ülke geneline gıda, istihdam üreten, ihracat yapan il haline geleceğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi: ''Aynı gün Ilısu'ya gittik, Hasankeyf'i dolaştık. Ilısu Barajı ile alakalı çalışmaları yerinde denetledik. İnşallah Ilısu Barajıyla birlikte bölgedeki kuraklık sıkıntısı büyük ölçüde aşılmış olacaktır. Ciddi bir enerji kaynağını Ilısu Barajından elde edeceğiz. Hasankeyf ile ilgili, oradaki tarihi ve kültürel değerlere yönelik olumsuz propagandalar da cevabını en güzel şekilde bulacaktır. Çünkü oradaki tarihi eserlerin hiçbiri inşallah kaybedilmeyecek. Bunun yanında Hasankeyf ilçesi ise şu anda bulunduğu yerden çok daha güzel bir yere taşınmak suretiyle, orada yerel mimariye uygun olarak vatandaşlarımız konutlarına yerleştirilecek, adeta denize nazır bir Hasankeyf oluşacaktır, o bölgede.''
MİLLETTEN KIRMIZI KART GÖREN...
Erdoğan, son günlerde bazı siyasetçileri ''hayretle, ibretle izlediğini'' belirterek, ''Yargı sürecinin sonuçlanmasını beklemeden, kendilerini Anayasa Mahkemesinin yerine koyup şimdiden yargısız infazlar yapıyorlar, hesap kesiyorlar, siyaseti tanzim edecek teklifler getiriyorlar. Böyle bir anlayışı hukuk da kaldırmaz, siyaset de kaldırmaz, milletin vicdanı ise hiç kaldırmaz'' dedi. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Kim bunlar? Partisini yüzde 18'lerden yüzde 8'e düşüren, seçim sonrasında 'siyaseti bırakıyorum' deyip, yeniden sahneye çıkan siyaset erbabı... Hani, milletten kırmızı kart gören, milletten 'kenara çekil' talimatı alan ama yerinden kımıldamayanlar var ya işte onlar söylüyor bunları. Ne diyorlar, 'Başbakan bir bilen olarak kenara çekilsin.' Eee? Oysa demokratik siyasette kimin kenara çekileceğine, kimin ülkeyi yöneteceğine millet karar verir, millet... Anlamak mümkün değil. Siz kim oluyorsunuz? Bu yetkiyi size kim veriyor? Eğer millet size böyle bir yetkiyi vermişse, aldığın oy ortada. Demek ki böyle bir yetkin yok. Sen böyle bir şeyi nasıl ağzına alırsın? Bu bir defa siyasi etikten tamamen uzak olma anlayışıdır. Önce siyasi etikten bir nasibinizi alın. Eğer birileri kenara çekilecekse, bunu söyleyecek olan da millettir. Sizin böyle bir yetkiniz de yok. Nitekim 2002 seçimlerinde bazı liderlere, 'siz kenara çekilin, siz Meclise girmeyin' dedi millet. Partisine 10 puan kaybettirip Meclis dışı bırakan bu liderler, milletin 'kenara çekil' mesajını algılamakta zorluk çektiler. Hatta 'çekiliyorum' dedikleri halde dönüp dolaşıp yine sahne aldılar. Milletin yüzde 47 oy verdiği bir partiye ve liderine bu tür gayrı meşru teklifler yapmak ne milli, manevi değerlerimize sığar, ne evrensel demokratik değerlere sığar. ''
ACZİYETİNİZİ ÖRTMEK İÇİN FEDAKARLIK BEKLEMEYİN
AK Parti'nin Türkiye'ye yaptığı en büyük katkılardan birinin siyaseti normalleştirmek, siyasete kalite kazandıracak bir siyaset tarzı geliştirmek olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Siyasetin normalleşmesi; demokratikleşmesindedir, sağlıklı bir şekilde doğal mecrasında ilerleyebilmesindedir'' diye konuştu. Antidemokratik eğilimler ve vesayetçi yaklaşımların, dayatmacı projelerin, siyasetin normalleşmesine değil, anormalleşmesine hizmet ettiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu: ''Siz rakibinizin bileğini bükecek bir siyaset yapamayacaksınız, daha başarılı bir performans gösteremeyeceksiniz, milletin gönlünde yer edinemeyeceksiniz, ondan sonra 'önümüzden çekilin' ricasında bulunacaksınız. Siyaset, rakiplerinizden ricada bulunarak, merhamet dileyerek yapılmaz, siyaset milletin gönlünü kazanarak, çok çalışarak, adım adım Anadolu topraklarını dolaşarak bir vizyon ortaya koyarak yapılır. Lütfen acziyetinizi örtmek için fedakarlık beklemeyin, siz de çalışın, siz de karış karış Türkiye'yi gezin, siz de milletin teveccühünü kazanacak işler yapın. Siyaset sahnesinde bileğini bükemediklerinden başka yollarla kurtulmaya çalışmayın. Bu; CHP tarzı siyasettir. Çaresizliğin, kendine duyulan güvensizliğin bir tezahürüdür. Biz, 'Her şey Türkiye' diyerek yola çıktık, aynı ruhla, aynı inançla yolumuza devam ediyoruz.''
HİÇBİR ÖLÜMÜN MAZERETİ OLAMAZ AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, en gelişmiş ülkelerde bile alınan tüm önlemlere rağmen Tuzla tersanelerindeki benzer kazaların yaşandığını belirterek, ''Ancak bu, hiçbir ölümün, hastalığın, kaybın mazereti olamaz'' dedi. Erdoğan, tersane bünyesinde gösteri yapılamayacağını da söyledi. Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, AK Parti iktidarıyla birlikte bölgesinde ve dünyadaki itibarını artırdığını, küresel bir aktör olma yolunda her geçen gün emin adımlarla ilerlediğini söyledi. Bir sektördeki olumlu bir gelişmenin diğer bir sektörü de ayağa kaldırdığını, Türkiye'nin yakaladığı bu sinerji ile bütün sektörlerdeki rekabet gücünü yükselttiğini ifade eden Erdoğan, her geçen yıl dinamizmi, üretim kapasitesi, rekabet gücü artan bu sektörlerin başında savunma sanayisinin geldiğini kaydetti. Erdoğan, sektör performansının en önemli göstergesi olarak kabul edilen Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranının 2003'de yüzde 25 seviyelerinde iken, 2007 yılı itibariyle bu oranın yüzde 42'ye ulaştığını bildirdi. Erdoğan, 2011 yılı için belirlenen hedefin yüzde 50 olduğunu belirtti.
3 MİLYAR DOLARLIK HELİKOPTER PROJESİ
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüksek teknoloji ürünü birçok ihtiyacının artık milli tasarım ve üretim projeleri çerçevesinde Türk şirketleri eliyle karşılandığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bununla da kalmıyor, savunma sanayi ürünlerimiz dünyanın her coğrafyasında alıcı buluyor. Savunma sanayisi alanında attığımız adımları büyük bir kararlılıkla devam ettireceğiz. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüksek teknoloji ürünü olan bir çok ihtiyacı, artık milli tasarım çerçevesinde Türk şirketleri vasıtasıyla karşılanmaya devam edecek. Bugün öğleden sonra ise tarihi bir adım atıyoruz. ATAK helikopter projesinin başlangıcını yapacağız. ATAK projesi kapsamında, T-129 olarak isimlendirilen üstün niteliklere, üstün hareket kabiliyetine sahip helikopter üretimi için çalışmaları başlatıyoruz. Yaklaşık 3 milyar dolarlık bu proje, önemli ölçüde milli sanayimizin kullanılması açısından da büyük önem taşıyor. Böylece bir ilk olarak Türkiye, ülkemizde üretilecek bir taarruz helikopter platformuna sahip oluyor. İtalyanlarla birlikte gerçekleştireceğimiz bu helikopterler sadece ülkemizin ihtiyacını karşılamayacak, bunun ihracını da yapabileceğiz. Artık bu noktada Türkiye ATAK helikopteri ihraç eden bir ülke durumuna da gelecektir.'' Başbakan Erdoğan, dün Gaziantep'in İslahiye ilçesinde meydana gelen patlamada yaralanan askerlere acil şifalar diledi. Yine aynı bölgede Nurdağı ilçesinde hemzemin geçitte meydana gelen kazada hayatını kaybeden vatandaşların ailelerine de başsağlığı dileyen Erdoğan, ''İnşallah böyle acı kayıpları milletçe hiç yaşamayız, hayırlı güzel haberler alırız'' dedi.
HASTANELERDE HASTAYA MÜDAHALE EDİLMEMESİ
Erdoğan, zaman zaman bazı illerde, gerek kamuya ait hastanelerde gerekse özel hastanelerde acil servise giden hastalara müdahale konusunda tartışmalar yaşandığına şahit olunduğunu söyledi. ''Kimi zaman gerçekten ihmallerin yaşandığını, kimi zaman da konunun abartıldığını, çarpıtıldığını ve Hükümetimiz aleyhine bir kampanyaya dönüştürüldüğünü gördük, şahit olduk'' diyen Erdoğan, sağlık noktasındaki hassasiyet, sağlık hizmetlerinde kaliteyi, yaygınlığı artırma noktasındaki kararlılıklarının milletçe çok iyi bilindiğini kaydetti. Erdoğan, ''Hangi ilimize gitsek, hangi vatandaşımızla otursak, sohbet etsek, sağlık noktasındaki reformlarımızdan dolayı hayır dualarını alıyoruz, takdirlerini, teşekkürlerini alıyoruz'' diye konuştu. Bu konuda eksiklikler olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu: ''Ama kolay değil, on yılların bedelini ödüyoruz ve on yılların karanlık tablolarını aydınlığa kavuşturuyoruz. Hastanelerin birleştirilmesi, ilaç alımında ayrımcılığın ortadan kaldırılması, doktor, ebe, hemşire ve poliklinik sayısının artırılması, ambulans, 112 acil servis ve özellikle de hastane sayısının ve kapasitelerinin artırılması, kış mevsimlerinde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Doğu Karadeniz bölgelerinde yaşanan ciddi sıkıntıların aşılmasına yönelik attığımız adımlar var. Ambülans helikopterler de artık devreye giriyor. Bunun da şu anda ihalesi yapıldı.'' Başbakan Erdoğan, millete en iyi, en kaliteli, en yaygın sağlık hizmetini ulaştırmak için durmadan, duraksamadan çalışmaya devam edeceklerini bildirdi. Erdoğan, şunları kaydetti: ''Geldiğimiz günden bu yana söylediğimiz bir husus var. Acil kapısından kimse döndürülmeyecek, parasızlık sebebiyle kimse hastanede rehin tutulmayacak. Buna tahammülümüz yoktur, olamaz. Ancak uygulamada bazı aksamalar olduğunu gördük ve dün bir genelge yayınlayarak, hassasiyetimizi bir kez daha ortaya koyduk. Her sağlık kuruluşu - kamu ya da özel fark etmez - acil servise gelen her bir vatandaşımızı sosyal güvencesine, gelirine bakmadan en küçük bir ayrım yapmadan kabul etmek ve gerekli müdahaleyi yapmak zorundadır. Yayınladığımız genelgeyle hassasiyetimizi bir kez daha vurguluyoruz ve bu konuda hiçbir ihmale, aksaklığa tahammülümüzün olmadığını bir kez daha ortaya koyuyoruz. Bu genelge vesilesiyle bir kez daha ifade etmek istiyorum: Hiçbir hasta acil servis kapısından döndürülemez. Hiçbir hasta, hastane hastane dolaştırılamaz. Hiçbir hasta sedyede kaderine terk edilemez. Hiçbir hasta, 'evrakın eksik, sosyal güvencen yok, gelirin yok, paran yok' gibi mazeretlerle acil servis kapısından döndürülemez, kapılar yüzüne kapatılamaz.''
TUZLA TERSANELERİNDE YAŞANAN İŞ KAZALARI
Başbakan Erdoğan, geçen hafta tersanelerde yaşanan iş kazalarıyla ilgili olarak muhatap kesimlerle bir toplantı gerçekleştirdiklerini anımsattı. Tersane sahiplerine, Hükümet ve millet olarak tahammülsüzlüğü bir kez daha iletme fırsatı bulduklarını, onların görüşlerini alarak konuları daha derinlemesine değerlendirdiklerini ifade eden Erdoğan, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını sıfır seviyesine indirmenin mümkün olmadığını, olamadığını bildiklerini söyledi. Başbakan Erdoğan, bugün en gelişmiş ülkelerde bile alınan tüm önlemlere rağmen benzer kazaların ve kayıpların yaşandığını belirterek, ''Ancak bunlar, bu istatistikler; hiçbir ölümün, hiçbir hastalığın, hiçbir kaybın mazereti olamaz'' dedi. Sektörün, son 5 yılda istihdam ve kapasite bakımından yüzde 400 oranında büyüme kaydettiğini dile getiren Erdoğan, bu oranda bir büyüme karşısında, bazı açılardan sıkıntılar yaşandığını, şimdi bu sıkıntıları, eksiklikleri gidermek için acil önlemleri aldıklarını ve uygulamaya koyduklarını kaydetti. Başbakan Erdoğan, bazı siyasi partilerin bu konuyu istismar ettiklerini iddia etti.
TERSANELERDE ÇALIŞANLARIN EĞİTİMİ PLANLANIYOR
Bu tersanelerin son 5 yılda yapılmadığını ifade eden Erdoğan, şözlerini şöyle sürdürdü: ''Tuzlada sadece 48 tane tersane yapıldı. Bu tersaneler ne zaman yapıldı? Geçmiş iktidarlar bu tersanelere işletme ruhsatı niçin vermedi veya tamamlamadılar da niçin bunlara çalışma müsaadesi verildi? Burada eğer siyasi istismara gidilirse bunun altından farklı dönemler çıkar. Bir şeyleri çözüm için üretebiliyorsak, bir araya gelelim bunu çözelim. Ama şu anda 2015 yılına kadar burada bağlantılarını kurmuş olan şirketler var. Gemi inşaat sanayisinnde atılan bu adımlar, gerçekten Türkiye için çok çok büyük önem arzediyor. Biz şimdi ne yapacağız, onun çözümlerini konuşacağız. Bakın şimdi orada süratle üniversite... Dönemimizde biliyorsunuz, bu üniversitenin kuruluşunu parlamentomuzdan geçirdik meslekle ilgili olarak. Aynı şekilde, şimdi bölgede gemi inşaat meslek lisesi, eski gemi yapı meslek lisesi... Şimdi orada Milli Eğitim ve Ulaştırma Bakanlığımız el ele vermek suretiyle süratle orada böyle bir liseyi yapmak ve sayıyı da 6'ya çıkartmak istiyoruz. Kısa, orta ve uzun vadeli olarak düşünülen bu adımlardan, kısa vadeli olanına göre, bu yaz sezonu içerisinde, bölgedeki okullarda, orada çalışanların eğitimi planlanıyor. Taşeronlarla ilgili atılması gereken adımlar nelerse; bunu, çalışma, ulaştırma, sanayi ve ticaret bakanlığı müşterek çalışmayla bu adımları atacak.'' Erdoğana, bölgenin endüstri bölgesi olarak ilan edilmesi için çalışma başlatıldığını da anlatarak, ''sadece mesleğe yönelik olarak Kocaeli sınırları içinde ya da İstanbul sınırları içerisinde bunun hazırlanması suretiyle hem istihdam alanı meydana getirmek hem de bu tür sıkıntıları, oradaki alan darlığını gidererek, buradan taşımak gibi bir gayreti de ortaya koymak istiyoruz'' diye konuştu. HERKESE SORUMLULUK DÜŞÜYOR
Başbakan Erdoğan, herkese sorumluluk düştüğünü, herkesin hassas ve duyarlı olması gerektiğini vurguladı. İşçilerin iş güvenliği ve sağlığı noktasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının kararlı bir şekilde işin üzerine gittiğini belirten Erdoğan, eğitim birimlerinin, sendikaların, medyanın sorumlu ve duyarlı olmasını istedi. Başbakan Erdoğan, iş yerinde yetkisi olmadığı halde bazı kişilerin, ''sağdan soldan toparlamalarla'' hakları olmadığı halde gösteriler yaptıklarını ifade ederek, ''dışarıda yaparsın ama tersane bünyesinde böyle bir şey yapılamaz. Bugüne kadar bu sabırla giderildi ama bundan sonra burada tedbirler de alınacak'' dedi. Mesleği ilgilendiren bölümleri de içeren 50 yataklı bir hastanenin tersanenin hemen yanında yapılmasının, konuya olumlu yaklaşımın bir göstergesi olduğunu belirten Erdoğan, ''Bu sorumluluklar yerine getirildiğinde, umuyorum ki tersanelerimizdeki bu hayati sorun da çözülmüş; iş barışı, işçi sağlığı ve güvenliği de sağlanmış olacaktır'' diye konuştu.
|